Ketıl Terapisi

Burnunda keskin bir acıyla uyandı. Her yeni uyanan gibi önce anlamsızca etrafına baktı. Önündeki ekranda açık duran Word dökümanının ortasında “grafikteki yükselişin asıl nedrnam<<<<<<<dugkdkv” cümle bozuntusunu görünce anladı: Klavyenin üstünde uyuyup kalmıştı. Eliyle gözlerini ovuştururken yüzüne çıkan klavye izlerini hissedince daha iyi anladı: Baya bi’ uyuyup kalmıştı.

Saate baktı 2, ekrandaki sayfa sayısına baktı o da 2. Kabaca bir hesap yaptı: sabaha ortalama 5, raporunun bitmesine de neredeyse 50 sayfa vardı. “En iyisi bi’ sade kahve. Uykumu açar.” diye düşündü. Kucağındaki bilgisayarı kaldırınca cebindeki iPhone düştü, iPhone’u almaya çalışırken yerdeki kumandaya bastı. 40 inch’lik LCD televizyonunun parlak ekranında Türkçe pop yayını yapan bir müzik kanalında, bir kızın duvarlara sürtünerek şarkı söylediği bir klip açıldı. Yerden kumandayı aldı, “Belki bu boktan şarkı uykumu açar.” diyerek televizyonun sesini açtı.

Mutfağa girer girmez eli ketıla gitti. Kırık olan kapağı çıkardı, ağzına kadar su doldurdu. Tam hazneye yerleştirecekken  “Bu su kaynamaz lan!” dedi kendi kendine. Suyu sürahiye geri boşaltırken, suyla beraber sürahiye doluşan kireç parçalarına dalmıştı ki kırık kapağın yere düşmesiyle kendine geldi. Küfrederek kapağı yerine taktı, ketılı hazneye yerleştirirken “Aslında ketılı da değiştirmek lazım.” dedi ve düğmeye bastı.

Haliyle başlangıçta ketıldan hiç ses çıkmıyordu. “Aslında iyi bi’ şey almak lazım, ayda bir dandik ketıl bozuyorum. Gerçi nereye alıyosam, kredi kartında limit var sanki de”.

Cama küçük çakıl taşı atınca çıkan sesin aynısı çıkmaya başladı ketıldan. “Bok var da aldım o zebellah gibi televizyonu, neymiş efendim evlenince 70 ekran televizyon mu koyacak mışız salona, 90’larda mıymışız. Tam borçları hallettim götü toparladım derken nerden çıktı abi bu evlilik işi. E suç ben de, suç bende abi niye erkenden annemle tanıştırıyosam kızı. Güzelim Zeynep’e surat yapan annemin de bu Merve’yi seveceği tuttu ya arkadaş. Onu da hiç anlamadım.”

Ketıldaki çakıl taşlarının boyutu büyümeye sayıları da sıklaşmaya başladı. “Sen misin abi yok sıkıldım yok heyecanım kalmadı diye terkeden kızı. Kız gitti başkasını buldu. E, seni mi bekleyecekti. Hayır. Bi de nişanlandı. Sen de ona nispet yapmak için gittin apar topar annenle tanıştırdın Merve’yi. Sonuç? Sonuç, 40 inch televizyon. Kaç ekran ediyor acaba 40 inch?”

Sesler çakıl taşlarından, asfalta düşen sağanak yağmur frekansına geçti. “Kaçsa kaç! Kaçan kaçtı işte benim kıçıma 40 inch. Neyse en azından 2 ay sonra ikramiye var. İkramiye de o yalaka Semih’ten bana kalırsa tabi. Götünden ayrılmıyor ki şişko müdürün. Allahım yarın toplantı var ve ben yine o herifin tam yanına oturup 3 saat boyunca koltuk altından gelen kesif kokuyu çekicem!”

Suyun derecesi yükseldi ve buharlarla beraber fokurdamalar da mutfağı sardı. “Olum çok mutsuzum lan! Eskiden böyle bir adam değildim ben. Bu saatte kahve içmezdim hatta hiç kahve içmezdim ki ben. Bi kere bu saate kadar oturmazdım, otursam da kitap filan okurdum.  Zeynep çay getirirdi sonra. Ben yine mi sallama yaptın derdim, yanına bisküvi de kattım ama diye şaka yapardı o da. Abi çok özledim ben Zeynep’i. N’apıyorum ya ben gecenin bu saatinde ayakta? Sevmediğim bi kız istedi diye aldığım bi televizyonun borcunu ödemek için nefret ettiğim bir adama rapor hazırlıyorum. Yok abi gitmez böyle gitm…”

ÇAT!

Ketılın sesiyle kendine geldi ve bu sefer gerçekten anladı: Baya baya uyuyup kalmıştı, hayatının nereye gittiğini fark edemeyecek kadar uzun hem de.

Kupaya daha önceden koyduğu kahveyi lavaboya boşalttı. Tezgahta duran sallama çay kutusundan bir tane poşet alıp kupaya koydu.  Sıcak suyu bütün buharıyla kupaya boşalttı. Sonra dolaptan bir tabak çıkardı, çekmecedeki pötübör paketinin dibinde kalan bütün kırık bisküvileri tabağa boşalttı.

Salona döndü. Kupayı masaya koydu. Önce iPhone’u eline aldı. Mesajlar bölümüne girip “Ben ayrılmak istiyorum.” yazdı, rehberden Merve ismini buldu ve “Gönder”e bastı.

iPhone’u karşı koltuğa fırlattı, bilgisayarı aldı kucağına. Açık olan dökümanın sağ üstündeki çarpıya bastı. Karşısına çıkan “Aylık Rapor.docx dosyasını kaydetmek istiyor musunuz?” uyarısına “Hayır”a basarak cevap verdi. Pencere kapandıktan boş bir doküman açtı ve yazmaya başladı “13.01.2012 tarihinde çalışmaya başladığım Analiz ve Raporlama Uzmanlığı görevinden istifa ediyorum.”

Daha sonra eline kumandayı aldı ve televizyonu kapattı. Artık o çirkin müziğin onu ayakta tutmasına ihtiyacı yoktu.

Çünkü uyanmıştı.



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s