Kadınlara Anlatılan Eski Masallar

Kadına yönelik şiddetin artış nedenlerini araştırmamız istendi iki hafta önce gittiğim senaryo atölyesinde. Seçilmiş kelimelere döküp, entelektüel bilgi birikimi ve istatistiklerle anlatacağım bir yazı hazırlamalıyım diye düşünüp sıkıldım. Bu konuyu makale gibi yazmak istemedim. Bu yüzden bir masallı öykü ile anlatmaya karar verdim. Sonunda ise gördüğümde ve siz de incelediğiniz de korkacağınız bir tablo var. İnsan Hakları Derneği’nin istatistikleri…

Bir zamanlar bir ülke varmış. Bu ülkede kız çocuklara anlatılan bir masal varmış ders alsınlar ve akıllı, uslu olsunlar diye. Bu masalda, vücutlarından ilk kan geldiğinde kız çocukların ruhunu ele geçirmeye çalışan kötü bir ruh olduğu anlatılırmış. Her yerde başka ismi varmış bu kötülüğün, herkes başka bir isim takmış.

Bir kez ele geçirirse ruhunu bu kötülük, herkes bilirmiş içine kaçan şeytanı, kimse istemezmiş artık o kadını çünkü en kötü günahlar, suçlar ve intikam için bedenini alet edermiş kadının, kullanırmış bu ifrit kendi çocukları doğsun diye. Kızlarını korumak için anneler, babalar evde bir kız olduğu anlaşılmasın diye saklarlarmış kızlarını türlü şekillerde. Saklanmak istemezse, karşı çıkarsa kızları, korumak için türlü çarelere başvururlarmış. Evlatlarına sahip çıkıp, korurlarmış bir zarar vermesin diye ifrit.

Efsanelerle anlatılırmış bu kötülüğün neler yaptığı. Rivayete göre ilk kadını ele geçirdiğinde kadının aklını çelip başkaldırtarak cennetten kovdurtmuş kadını ve kocasını. Bunun gibi kötü ruha teslim olanların içler acısı halleri kulaktan kulağa anlatılırmış türlü hikayelerle.

Babalar, kardeşler, kocalar ve kendini ifritten korumayı başarabilmiş kadınlar, korumuşlar hep kızlarını, kardeşlerini, eşlerini bu kötücül ruhtan. Erkeklere dokunamazmış çünkü onlar kadın gibi değillermiş. Erkekler güçlüymüş, akıllıymış, kadın kadar narin, kırılgan olmadıkları, duygularına kapılmadıkları için, her şeyi ya doğal kuvvetleri ya da akılları ile çözdükleri için, sahip çıkmışlar kadınlara. Bazen bir baba, bir kardeş ya da bir koca fark ederse mesuliyetleri altındaki bir kadını kötü ruhun ele geçirdiğini, ondan kurtulmak için her yolu denerlermiş. Duygusallığa kapılıp yumuşak davranamazlarmış yoksa ebediyen ifrite kaptırırlarmış sahip çıktıkları kadını. Hiç çare kalmadıysa kadını düştüğü içler acısı durumdan kurtarmak için öldürürlermiş bazen hiç istemeden. Eğer yapmazlarsa sahip çıkamadıkları için kendileri de suçlanacakmış, bilirlermiş. Kaybetmekten, güçsüzlükle suçlanmaktan korkarlarmış.

Günlerden bir gün, masal bu ya, kızlar bıkmışlar bu diyarda ya ifrit beni de ele geçirirse diye korkuyla uyumaktan, gizlenmekten.

“Bizi korumak için ifritten daha çok zarar veriyorsunuz bize” demişler. “Biz”, demişler, “ifritten zarar görmüyorsak sizden görüyoruz. Bırakın artık bizi!” demişler, isyan çıkartmışlar evlerinde küçük küçük.

İsyanlar büyümüş, anneler, babalar, kardeşler, kocalar bilememişler ne yapacaklarını.

“Bu”, demişler, “ifritin işi, sizin aklınızı çelen bu! Bırakın biz sizi koruruz her türlü kötülükten, sakın siz denemeyin, siz yenik düşersiniz bu kötülüğe.”

Söz dinlemeyenleri eve hapsetmişler, kimisini evlendirmişler, kimisi evi terk etmek istemiş, izin vermemişler, ısrar ederlerse ifriti içlerinden çıkartana kadar dövmüşler, yapacak bir şeyleri kalmamışsa öldürmüşler. Artık kadınlar ifritten değil, kendi sevdiklerinden korkar olmuşlar.

Masalın sonunda ifrit çok kızmış. Daha çok saldırmış, daha çok kadını ele geçirmiş. O saldırdıkça erkekler daha çok kadın öldürmüş. Diyarın ileri gelenleri, hükümdarı bile dur diyememiş ölümlere çünkü onlar da biliyormuş, haklıymış öldüren adamların nedenleri.. Kadınlar öldükçe, bazıları daha çok saklanmış korunmak için, daha çok susmuş, bazıları kaçmış, bazıları erkek gibi davranmaya başlamış hem ifritten korunayım hem de erkeklerden korunayım diye, bazıları ise savaşmış ve saklamamış kadın olduğunu.. Kimse mutlu olamamış masalın sonunda, kimsenin başına elmalar da düşmemiş…

İnsan Hakları Derneği’nin istatistiki verilerine göre: 

  • 2005 ve 2011 yılı arasında toplam 4190 kadın, erkekler tarafından öldürüldü.
  • 2005-2011 ilk 8 ayı içerisinde yargıya intikal eden 3074 kadın tecavüze uğramıştır. Tecavüz edenler; kamuda görevli, polis, asker, öğretmen ve sivil kişilerdir.
  • 2005-2011 yılları arasında,  3320 kadın tacize uğradığı gerekçesiyle yargıya başvurmuştur. Ancak genel kamuoyu araştırmasına göre, 2005-2011 yılları arasında, 110 binin üzerinde kadının cinsel saldırıya maruz kaldığı tahmin ediliyor.  Fakat mağdur kadınların % 40’ının aile, akraba, sevgili ve törelerden korktukları için şikâyetçi olmadıkları öngörülüyor.
  • 2011 yılı ilk 8 ayı içerisinde, 143 kadın öldürülmüş, 76 kadın cana kasteden saldırı sırasında yaralanmış ve bunun dışında mahkemelere intikal eden 82 tecavüz vakası meydana gelmiştir.
  • Kadın cinayetlerinin nedenleri arasında ilk sıralarda “namus davası”, “yoksulluk”, “işsizlik”, “aldatma”, “evi terk etme”, “boşanma”, “cinsel ilişkiye girmek istememe”  yer almaktadır.

http://bianet.org/files/doc_files/000/000/320/original/kad%C4%B1n_cinayetleri_raporu_pdf.pdf

Tarım devrimi sonunda mülkiyet ile tanışan toplumlar, mülkiyetlerin korunması için erkeğin baskın rolü ile kadın ve erkek arasındaki iş bölümünde kırılma yaşıyor ve kadının yeri evi olmaya başlıyor. Avcı dönemdeki doğal iş bölümü, erkeğin baskın olması ile eşitsiz şekilde ve dayatma olarak kadının karşısına çıkıyor. Bunun doğurduğu sonuçlar sorunu daha da derinleştiriyor. Zamanla dini, toplumsal ve siyasi alanlarda sürekli eril gücün esas norm olarak kabul edilişi ve dişil özelliklerin bu normlara kıyasla zayıf gösterildiği bir dünyanın temelleri her alanda sürekli sağlamlaştırılıyor. Kadının, erkek tarafından sahip çıkılması gereken zayıf figür hali bilinçlere sistematik olarak o kadar uzun süredir işleniyor ki, bugün gelinen gelişmişlik düzeyinde dahi, bu figür gelişmişinden, az gelişmişine kadar bir çok toplumda, erkeğin gözünde hala sabit. Ancak kadın için aynı durum geçerli değil. Kadın artık kendisi için kararların verildiği, kimliğinin, cinsiyetinin zayıf kabul edildiği, ayrımcı yaşamı kabul etmiyor. Bunun yarattığı değişim belki en başlarda yeterince tehlikeli görülmedi çünkü katılım bugünkü kadar değildi. Kadının, kadına kendini anlatması, çalışma hayatına girip ekonomik olarak güç bularak alternatiflerini fark etmesi de belli bir süre aldı.

Artan cinayetler ve şiddet, erkeğe verilen en doğal kadın sahipliği hakkının artık olmadığının daha rahat ve daha çok söylenmesi karşısındaki öfkenin sonuçları. Değişen dünyada kadın kendi kimliğini hatırlayıp, savundukça, bu kadar yerleşmiş bir anlayışın tepkileri de yumuşak olmuyor ve bize kendini yukarda bahsettiğim artışlarla gösteriyor. Maalesef, şiddetin gerek toplum olarak normalleştirilmesi ve devlet tarafından meşrulaştırılıp, hafifletici nedenlerle cezaların caydırıcı olmaması da dönüşümün sancısını daha uzun süre çekeceğimizi gösteriyor.

İfritin adını 3. sayfa haberlerinde hep farklı görüyoruz da, o ifritin hiç var olmadığını da bir gün anlamak ümidiyle..

Diğer Kaynaklar:

http://www.huksam.hacettepe.edu.tr/Turkce/SayfaDosya/kadina_yon_siddet.pdf

http://toplumsalozgurluk.com/index.php?option=com_content&task=view&id=571&Itemid=72

http://www.t24.com.tr/haberdetay/165599.aspx

http://aysegultercan.blogcu.com/hiyerarsik-yapilarin-kadin-duyarligi-uzerindeki-tahakkumu/1618219

http://www.cafrande.org/?p=34219

http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt2/sayi8pdf/okten_sevket.pdf

http://akademik.mu.edu.tr/data/06020000/resim/file/15-7%20kamuran%20g%C3%83%C2%B6delek.pdf

http://www.birgun.net/report_index.php?news_code=1268137718&year=2010&month=03&day=09



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s