Misafir Banyosunda Geçen 23 Dakika

Karşı kanepede yanında oturan “kaslı” adama bir koala gibi sarılan “kızıl saç”lı kızın sarfettiği  “İnanmıyorum ya, ne romantik..” cümlesinin hemen ardından kuyruksokumunda ani bir acı hisseder Taner. Daha önce de olan bişey bu. Eğer ilk fırsatta sıçmaya gitmezse acının sıklığını ve şiddetinin artırarak mabadını tekrar tekrar yoklayacağını da çok iyi bilmekte. “Ulan dün o çiğköfteleri hiç yemeyecektik, biz..” diye düşünürken, “kızıl saç” ayağa kalkıp “E ilk buluşmanızı da çaydan sonra dinleyelim, inanmıyorum ya Zeynep’e bak, vapurda tanımadığı adamlarla konuşmalar falan.. Tanımadığı adam diyorum ama bozulmuyosun di mi Taner? Ben böyleyimdir, patır patır konuşurum..” deyince “Yok ya niye bozuluyum..” diye cevap verir. Oysa yüzündeki gülümsemeye benzer ekşi ifadenin tercümesi şudur; “Sen biraz daha oyala beni bak, asıl o zaman görürsün patır patırı”

“Kızıl saç”, “kaslı”ya “aşkomyardometsenaayoyuluyumbenamaa” gibi bişey söyleyince “kaslı” da kalkar. Onların mutfağa gitmesini fırsat bilen Taner, Zeynep’e sokulur..

– Ya şunlara bak, karı koca gibiler.. İşallah biz de onlar gibi oluruz.. Ne tatlılar di mi Taner?

– Evet evet çok tatlılar.. Tuvalet ne tarafta Zeynep?

– Tuvalet mi? Ya yeni tanıştığın insanların evinde tuvalete mi giriceksin.. Yapsaydın ya evden çıkmadan..

– Zeynep!.. Bir ben tanışmak için ölmüyordum, zorla sürükledin beni buraya.. İki şu an tartışamıycam altıma sıçmak üzereyim.. Ya nerde bu tuvalet?..

– Off!.. Koridorun sonunda.. Rezil ettin beni Taner ya..

– Az önce uydurduğun vapurda tanışma hikayesine sayarsın ödeşiriz..

O sırada içeriye elinde çaylarla “kızıl saç” girer.. Taner de kendince “ben bir lavaboya gideyim de, elimi yüzümü yıkayayım”, dışardan bakınca ise “yabancı film, iki kelime.. birinci kelimeyi anlatıyorum” gibi anlaşılan birkaç hareket yaparak kapıyı geçer ve koridorda depara kalkar.

Kıçındaki baskıya rağmen banyo kapısında, o klasik “terliği çıkarsam mı? çıkarmasam mı?” tereddütünü yaşar Taner. Hemen karar vermek zorundadır. Ayağında “kızıl saç”ın “yaa bize öyle fazla misafir gelmez, kusura bakma artık benim terliğimi giyeceksin” diye verdiği, topuklarını açıkta bırakan pembe “Hello Kitty” terliğine bakar. Ani bir hareketle terlikleri ayağından fırlatır. Banyo eşiğini geçip adımını attığında ise sağ ayağının tabanını ılık bir ıslaklık kaplar ve ıslaklık çorabına yayılırken banyodan galiz küfürler savrulmaya başlamıştır.

– Amına koyum ya, amına koyum.. Skiyim banyosunu da hello kitisini de.. Ulan eve misafir geliyor insan bi siler şuraları be.. İnşallah sudur o üstüne bastığım.. Skiym..

Döner, açık olan kapıyı kapar.. Kapı kapanmaz.. Bir daha zorlar, yine kapanmaz.. Sinirlenir, sertçe vurur.. Bu sefer kapanmış gibidir.. Arkasını dönüp, pantolonuyla boxerını aynı anda (müşkül durumda olan insan pantolona ayrı dona ayrı zaman ayırmaz) kıç çatalı görünecek kadar indirdiğinde kapının tekrar açıldığını farkeder. Kapıya küfürle karışık bir hamle daha yapmak üzere arkasını döndüğünde ise açık kapıdan kendine doğru gevrek gevrek gülmekte olan “kaslı”yı görür..

– Abi kapı biraz zor kapanıyor. Biraz yukarı kaldırarak bastır..

– Ya kapanmıştı ama niye açıldı anlamad.. Neyse sağol abi..

Kaslının tarif ettiği şekilde yapınca kapı kapanır. O sırada kıçındaki biraz sonra daha şiddetli gelecek olan atak da sonlanmıştır. Bünyeye gelen rahatlamanın etkisiyle etrafa bakınan Taner’in gözüne çarpan ilk şey yerdeki baskül olur.. Çok sık baskül kullanmayan her adamın baskül gördüğünde yaptığı gibi “Kaç kiloyum lan acaba?” diye düşünür.. Basküle çıkar. Hafif sallanarak dönen ibre, 87.2’de durur. Taner iki eliyle göbeğini sıkıştırır “Spora başlamak lazım..” diye içinden geçirirken, baskülden iner..

…………………………….

Geçen 12 dakikanın ardından Taner’de az önceki panik halinden eser kalmamıştır. Hatta sürecin sonlanmasının getirdiği rahatlıkla, klozetten uzanabildiği kadar etrafı kolaçan etmeye başlar. Önce çamaşır makinesinin üzerinde duran kokulu sabun kasesini elini uzatır, vazgeçer. Sonra yığılı dergiler dikkatini çeker, karıştırır. Üstte duran Uykusuz, Radikal Kitap Eki ve PC Online dergilerinin altında bir tomar BOXER dergisi gözüne çarpar. Tomardan bir tane kapar, karıştırmaya başlar. “Oha bu kız bişey demiyor mu ya bu adama? Ooo bu abla da baya iyiymiş.. Devamı sayfa elliüçte.. Elli üç, elli üç.. Kııırkbeş, elli biir, hah elli üç!.. Hoppaaa bu neymiş ya?..” diye içinden geçirirken, dışardan Zeynep’in “Tüm gününü orda mı geçirmeyi düşünüyosun Taner? Ayıp oluyor çocuklara” dediğini duyunca, refleksle dergiyi kapatır. Dergi elinden kayar, yerdeki su birikintisinin ikinci kurbanı olur. “Amına koyum, tuvalette bile rahat yok.. Sikicem ayıbını..” diye söylenirken, eli ıslanan dergiyi kurulamak amacıyla bir parça tuvalet kağıdı almak için, tuvalet kağıdı haznesine gider.

Tam tuvalet kağıdının olması gereken yerde, fırıl fırıl dönen bir boş karton olduğunu görünce bünyeyi 15 dakika önce terk eden panik halinin dönüşü muhteşem olmuştur. Taner önce derginin ıslak kısımlarını üstüne siler. Dergiyi çamaşır makinesinin üstüne bıraktıktan sonra da bu sefer “acaba tuvalet kağıdına rastlar mıyım?” ümidiyle etrafı tekrar kolaçan etmeye başlar. Görünürde tuvalet kağıdı yoktur. Gözüne karşıdaki dolabı kestirir. Pantolonunu tutarak, klozetten kalkar ve kıçı açık ve vücudu belden 30 derece açı yapmış bir şekilde, paçalarının da izin verdiği ölçüde adım atarak dolaba ulaşır. Dolaba açmak için hamle yaptığında, dolabın üzerinde duran oda spreyi mekanizması ağzının ortasına bir doz hoş geldin “fıst”ı (“fıst” burada ölçü birimi olarak kullanılmıştır) zerk eder. Bu sefer küfür bile edemez. Dolabı açar, köşede iki rulo tuvalet kağıdı görür. Uzanır, birini alır.. Tam kalkarken kafasını “bam!” diye dolabın tavanına gömer. Sol eliyle ruloyu, sağ eliyle kafasının üstünü tutan kıçı yarım açık bir adam olduğunun farkına vararak bu sefer küfür etmekten de vazgeçer.

2 dakika sonra tuvalet kağıdı hem derginin üzerini kurulamış, hem de Taner’in kıçındaki asıl görevini yerine getirmiştir. Taner bir süre elindeki ruloyu yuvaya takmaya uğraşır. Beceremeyince sifonun üzerine koyar. Ayağa kalkar. Pantolonunu toplar ve bu talihsiz macerayı sonlandırmak için sifona asılır. Sifon tam kapasite çalışır ve klozette küçük çaplı bir Hollywood felaket filmi girdabı yaratır. Sonra sifonun siniri geçip, o girdap yerini sifonun dolma sesine bırakırken, Taner klozette biraz önce insan dışkısı üzerinde serbest çalıştığı eserinin suda hala yüzdüğü gerçeğiyle yüzleşir.

Misafirlikte sıçmakta profesyonel olan herkes gibi bu sefer etrafı “acaba kova var mı lan?” diye kolaçan eder. Lavabonun altındaki vileda kovasını gözüne kestirir.  Paspası iyice sıkar ve kenara koyar. Sonra kovayı küvete boşaltır. Küvetin zeminini bir anda kovadan akan pislik kaplayınca “Piii!.. İnsan bi değiştirir suyu pislikler.. Bi de içerde kaliyet ailesi üyeleri gibi kasılıyolar.. Bana kurban olsun bunlar be!” diye düşünür. Kovayı iki defa suya tutar, sonra doldurmaya başlar..

…………………………….

8. kovayı da döktükten sonra eserine ancak veda edebilmiştir Taner. Kovayı viledayı eski yerine koyar. Lavaboya gider. Elini yıkar. Kurular. Tam banyodan çıkacakken gözü yine yerdeki basküle takılır. Basküle çıkar. Hafif sallanarak dönen ibre, bu sefer 86.7’de durur ve Taner çenesini kaşıyarak final cümlesini sarfeder.

-İyi sıçmışım ha..



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s