Günlerden Bir Gün Günü

Daha o zamanlar liselimdim. Okuldan eve dönerken, memleketin meşhur neminden ve sıcağından yüzüm yapış yapış olmuştu. Neredeyse sağ yanağım sol yanağıma yapışacak gibiydi. Adana’ da yolda birileriyle karşılaşıp öptüğünüz zaman, mutlaka yanaklarınız birbirine yapışır. Belki sırf bu yüzden İstanbul’ da da insanlarla öpüşürken, yanaklarımı yanaklarına uzun süre bastırırım hep. Memleket hasretini giderme yollarından biri de budur benim için.

Neyse.

Eve gelmiştim nihayet. Kapının zilini çalıp evdeki birinin açmasını beklemeyi hiç sevmediğimden, anahtarı ustaca bir hamleyle deliğe tam sokacakken, içeriden çıldırmış bir kahkaha patlamıştı. Annem öyle çok gülen biri değildi. Oldu da güldü ya, işte o zaman bunu kahkaha yoluyla değil, ağzında küçük bir gül lokumu varmış gibi nazikçe bir tebessüm ile yapardı. Fakat bu kahkaha, ağzına bir porsiyon kebabı tıkmışçasınaydı. Demek ki evde başka birileri daha vardı.

Kapalı kapının kenarlarındaki boşluklardan yüzüme doğru efil efil esen pasta, sigara, ve parfüm karmaşası, festivale katılmak üzereymişim duygusu uyandırdı, sabahtan kalma aç bedenime. Katılımcıları muhtemelen tanıyordum. Muhtemelen onlar da beni, ben olmadan beri tanıyorlardı. Zaten bize öyle tanınmayan birileri pek davet edilmezdi.

Derken kapıyı açtım. İçerisi kadınlar hamamı gibiydi. Bir tek göbek taşımız eksikti. Yaprak sarması mı desem, kısır mı desem, onlarca kuru pastanın yanında bir de yaş pasta mı desem… Hangi birini yesem, hangi birini öpsem şaşırmıştım. Misafirler benden önce tüm bu şeylerden yemiş, belki biraz daha yemek üzereydiler bile. Toklara yakışan en göbekli halleriyle çaylarını, kahvelerini içiyorlardı. Bardakları ağızlarına götürürken, parlayan sedefli ojeleri göz bebeklerini daha da parlak gösteriyordu.

Herkese yalandan kibarca “Merhaba!” deyip, en uslu halimle öpüp, en arsız halimle bütün o şeyleri yemeye karar vermiştim. Bazen bu selamlaşma faslını en kısa sürede atlatabilmek bile, bende zafer duygusu uyandırıyordu. Tatlıyı elbette sona saklamayacaktım. Önce tatlıları, sonra tuzluları aradan çıkarıp, en sevdiğim kısırla büyük final gösterimi yapacaktım…

…Her şey yolunda gitmişti ve henüz çatlamamıştım.

Bugün, eve geldiğimde, annemin arkadaşlarıyla gününe gün katışına katılabilmek için, tüm yanaklarımın lise sivilcesi dolmasına bile razı olabilirim.



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s