Erkeksen Kadın Ol!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ nün yaklaştığı bugünlerde – hatta tam da bugün – kadınların erkekler tarafından ne kadar da istismar edildiğini anlatan sosyal kampanyaların yanı sıra çeşitli markaların, “evinde (y)emekçi kadınlar”ın kocalarının verdiği kısıtlı harçlıklar ile yapacakları alışverişlerde kendi indirimli ürünlerini tercih etmesini istedikleri reklamlarının aynı potada eritildiğini görüyoruz.

Orijinal adı “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olan bu özel günün, günümüz telaffuzunun “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak değiştirilmesinin nedeni ise bir kadının “emekçi” olamayacağını ancak “evinde (y)emekçi” olabileceğini düşünen erkeklerin, kadınları, sosyal sorumlulukların verdiği yükten kurtarmak istemiş olması olabilir.

Bugün, ülkemizde anneler günü, babalar günü (henüz hedeflenen ilgiyi görmemiş olsa da), sevgililer günü dini bayramlarımız gibi karşılanıp kutlanmaktadır neredeyse. Kapitalist düzenin dayatması mıdır nedir, bu özel günlerin başrol oyuncularına bir şey alınıp verilmesi o gün içinde çok makbule geçer ve bu sayede sevap hanenize bir çentik daha atılır. Allah’ ın sevgili kullarından olursunuz, tepenizde hareyle gezer, osursanız gül kokutursunuz. O gün sevgilisini, annesini, babasını sevmeyen ya da unutan varsa emin olsun ki her gün solaryuma giren biri kadar cehennemde yanacak ve kararacaktır. Hatta 2011 senesinde sevgililer gününün mevlit kandili ile çakışması, bu yönde bir işaret olabileceği gibi – elbette değildir, tövbe haşhaş – çeşitli esprilerin havada çakışmasına da neden olmuştur. Şimdi burası yeri olmadığından bahsetmeyeceğim, siz zaten birkaç tane düşünmüşsünüzdür bile.

Bu özel gün babalar günü bile olsa, genelde ekranlarda kadınların mutluluğuna çalışılır, kadın ne isterse o gün o yapılacak imajı verilir. Ancak reklamlardakilerin aksine gerçekte anneler gününde bile sabah kahvaltısını herkesten önce anne uyanıp hazırladığı gibi, gün içindeki diğer tüm işleri de yapmaya devam edecektir. Sadece eğer biraz şanslı ve ortalama bir anneyse, kenarları hafif çatlamış vazosunda 3-5 dal çiçek olacaktır, bunlar da en fazla bir hafta sonra solacaktır.

Son günlerde basında sıkça rastladığımız  Hürriyet Gazetesi’ nin “Aile İçi Şiddete Son” kampanyası için hazırladığı reklam filmine kalemimin ucunu biraz değdirmek istiyorum. “Kadına şiddet uygulayan erkek değildir” sloganıyla hazırlanan filmde “Bu filmde siz de bir erkek görmüyorsanız muhtemelen, siz de bizim gibi düşünüyorsunuz demektir.” deniyor. film budur Kadına karşı şiddetin, “kadının ihtiyacı olan her hangi bir şeyden mahrum bırakılması” şeklinde algılanması gerekirken, genelde “zopa” olarak algılandığını bu reklam filminde de görebiliyoruz. Aslında şiddetli biri olmak için bir şey eden biri olmaya gerek yoktur, bir şey etmesen de yeterince şiddetli biri olabilirsin. “Erkek döver, kadın dövülür” imajını bilinçaltımıza da üstümüze de iyice yerleştiren bu tür reklamlarda kadınların hayvanlar gibi dayak yemesi, bir erkek açısından bana hiç mi hiç bu suçtan caydırıcı ve arındırıcı gelmiyor. Hatta bunları izlerken ağzı sulanan, yumrukları kabaran yüzlerce insanın olduğunu düşünüyorum. Bunu nasıl kabul edilebilir kılacağımı merak ediyorsanız sadece insanın doğasından bahsetmek yeterli olacaktır. Doğal yaşam da denilen daha ilkel yaşamda şiddet, hayatta kalabilmek için başvurulan bir yöntemken, kentsel yaşamda şiddet bir spor türü gibi algılanmakta ve aktarılmaktadır. Şiddet, erkeklerin spor salonları yerine evlerinde yapmayı tercih ettiği bir spordur. Bu yüzden de sıkça, gerekirse her gün evin içinde at koşturabilirler. Ancak bundan rahatsız olan ev halkı da “topunuzu keserim, gidin başka tarafta oynayın” diyememektedir ve kırılan her camın parasını cebinden ödediği gibi, kıçına giren kırıkları da kendi kendine iyileştirmeyi tercih etmektedir.

Evet. “Kadına şiddet uygulayan erkek değildir” çünkü “kadına şiddet uygulayan, şiddet kadına uygulanır algısıdır”. Bu filmde siz de bir erkek göremiyorsanız muhtemelen erkek falan yoktur. Kadınlara acınmasını sağlayarak rant sağlamaya çalışan kişi, kurum ve kuruluşlar vardır. Hangi toplum olursa olsun, bir kadın bu kadar da mağdur durumuna düşürülmez ki! Ekmek çıkaracağız diye can çıkarılmaz ki! Bu kadınların hiç mi hakları, mutlulukları, becerdikleri, başardıkları, işleri, güçleri olmadı?! Varsa da biz niye görmüyoruz, örnek almıyoruz, özenmiyoruz?

“Dayak kadının kaderidir, yalvarırız erkekler bizi dövmeyin” türünde mesajlar içeren kampanyalardan uzakta ve empati kurabilen erkeklerle dolu bir hayat diliyorum.



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s