Şuursuzluğun Kısa Tarihi; Yine Korkut Hikayeleri

Biz tarihten siliniyoruz yavaşça.

Bizim belgelerimiz, saklanmış notlarımız, mektuplarımız, notalarımız olmayacak. Bellekler yitip gidecek. Türk, Türkiye ne demek kimse bilmez, duymaz olacak. Zaten geçmişi sildik, sıra geldi bugüne. Peki ya yarın, yarın olmazsa? Ya bir daha yarın hiç olmazsa?

Bilindiği gibi 01 Mart 2011 günü Blogger mahkeme kararı ile kapatıldı. Davacı Digiturk. Gerekçe, maç yayının bazı bloglarda izinsiz gösterilmesi. Yapılan haberler, bildiriler,videolar. Ayağa kalkma girişimleri.. (sosyal medya kısır döngüye hapsolmuş bir kitle hareket mecrasıdır.)  Ama biz ne olduğundan çok nasıl olduğuna bakalım bence.

Görülen o ki “sözde haklı gerekçelerin” yerini yavaşça “absürd haksız gerekçeler” almaya başladı cezalarda. Yani artık mantıklı mı değil mi? İstikrarlı mı? “Ne diyoruz lan biz” durumu yok! Bir şuursuzluk hakim ki sorma. Şu var artık; “Düşünmeyin dedik ya hani size, e biz de düşünmüyoruz işte. Bilmiyorum ben, olur mu olmaz mı böyle bir karar, uyguluyorum.” Varım, buradayım. Statükoyum yeter!

Bunu bize mantıklıymış gibi göstermeyi bırak! Bunu bize doğruymuş geçerliymiş gibi aktarma. Senin milyon dolarlar vererek gözünde yaşınla satın aldığın maçların savunucusu biz değiliz. Biz olmuyoruz, yanlış kurum burası. Öyle bir söz vermedik. Biz yazdık sen okudun. He bu arada unutma o kağıdın altına parmak basacaksın. Onu da biz mi söyleyelim? Düşün bul. Sen ki bu eksik akılla bir çözüm olarak addettiğin tüm blogları kapatma kararınla övünüp yamru yumru kırmızı koltuğunda, kendi çöplüğünde göbek pamukçuğu ayıklamakla meşgulken, üstelik kaybettim dediğin milyon dolarların milyonda birine tenezzül etmezken, konuşmak isteyenleri kendi kafana göre susturup bu işten senin o tenezzül etmediğin parayla geçinen insanlar olduğunu düşünmeyecek kadar cahil olabileceğini biz düşünürüz. Biz düşünürüz ama sen üstümüzden buldozerinle geçersin. Ama hedefin hala sapasağlam ayaktadır.

Yorgan yanar, oysa pire çoktan uçup gitmiştir.

Bu yayını yapan kişilerin yüksek teknik donanımları var. Bu kapatılmadan nasibini alacak kişiler olayla alakasız bir ahali. Herhangi bir hak yemenin “haşa” karakterleri olanlar. Siz kime ceza verdiğinizi bilmiyorsunuz.

Biliyorlar.

Çünkü bakarsanız özel olarak satın alınmış olan bloglar açılıyor  hala. Bir sorun yok. Bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Yani o yayını bloglarına taşıyan cinyıslara yasak işlemiyor ki.  Görülen o ki dünyada faşizmi ortaya çıkaran da onu uygulayan da,ona karşı gelen de aynı kişi. Onlar aslında dostlar. Onlar düzensizliği kendi düzenine çevirmeye çalışan, birkaç kola ayrılmış bir mürit gibiler. Biri ipi çekerken diğeri müdahale ediyor ve kurban hep ipi çekmeye yardım edenler oluyorlar.

Pire yaşıyor, bize gülümsüyor. Hayırdır inşallah!

Herşeyin ötesinde tüm bu düzensizliğin, tüm absürt hikayenin kurbanları mecralarından oldular. Üstelik en çok ziyaret edilen ilk on ağ olması, günde yirmi milyon tık alması ve dünyada 2 milyon üyesi bulunan bir geçerli sosyal “birleşim” sitesi iken. Google erişime sorun yaşanacağı, bazı entegre uygulamalarına hata vereceğini bile bile Google’ın bu duruma müdahalesizliğini söylemiyorum bile. Elbette bu kayıtsızlığın tek bir nedeni var yine aynı noktaya getiriyor bizi;

“I’m a fckin’ Big Brother.”

Sonunda ifade özgürlüğü, hak, fikir, dile getirme gibi kavramlara da değmeden geçmedi dedirtmemek adına içimden geleni söylemek isterim.

……………………………

Eee neyse neyse şöyle söyleyeyim; İfade özgürlüğü denilen “göreceli” kavram bizim ülkemizde birkaç kararsızın kurbanı olmuş bir anayasa maddesinden ibarettir. Kimse sokaklarda, konferanslarda içinde “ifade özgürlüğü” geçen cümleler kuramaz. Mahremdir. Dört duvar arasındadır. Birileri bir yerlerde yaşar, onların özelidir.

Sen sen ol sakın bu kadar düşme. Sakın kendi cahilliğini, karanlığını seçemeyecek kadar düşürme kendini o kuyuya. En vahimi farkında olmamak, en vahimi bulunduğun yeri “doğru” zannetmek. Bak, sorgula ve gör. Neyi kısarsan, neyi yasaklarsan yasakla. Ama gör! O zaman hatırlanacağız. Bellekler tazelenecek göreceksin.

Çünkü, “bütün mesele kendini saçından tutup yükseltebilmekte ve dünyaya yeni bir gözle bakabilmekte”



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s