Çıplak Nesil’in hayalsiz mensupları… Biz…

Bize çıplak nesil diyorlar.

Utanmadan…

Önce soydular özenle, şimdi de “Kral Çıplak” diyorlar.

Biz… Y jenarasyonu… 77-89 arası doğanlar…

Bizler ne altmışlardaki hippiler gibi yeni bir dünya düzeni kurma peşindeydik ne de anne babalarının başarısızlıklarının bir bedeli olarak seksenlerde dünya düzeninin tam zıt yönde ve hızla değişmekte olduğunu fark eden X kuşağı gibi öfke doluyduk. Bizler lanetler olası yirmi birinci yüzyılın çıplak nesliydik. Tam her şey “onların” istediği düzende rayına oturduktan sonra dünyaya geldik. Dünyaya uyuyarak geldik ve uyumaya devam ediyoruz. Dev bir eroin şişesinin içine doğduk. Uyuşmuş olarak. Ne çiçek çocuklar gibi hayallerimiz vardı ne de grunge kuşağı gibi hayal kırıklıklarımız. Bizim hayallerimiz yoktu çünkü. Hayalsiz bir nesil yetiştirilmişti ve biz dünyayı yöneten büyük güçlerin hippilerin zamanında karşı çıkmaya çalıştığı deneylerinin birer mükemmel ürünüydük. Artık içine doğduğumuz dünya gerçek dünya değildi. Koca bir deney tüpüne, dünyayı yöneten güçler tarafından organize edilmiş bir laboratuvar ortamına doğmuştuk. Hayallerimiz yoktu evet. Hayallerimiz olmadığı için yaşama amacımız da yoktu. Amaçsız bir nesil olarak laboratuvarda üretildik biz. Ne hippiler gibi dünya barışıydı yaşama amacımız ne de X jenerasyonu gibi dünya devlerine saldırmak. Bizim elimizde sadece kendimiz kalmıştık. Kim olduğu kendine bile unutturulmuş bir boş vücut kalmıştı geriye ve işte bu yüzden içimize kapandık. Artık dünya bizi ilgilendirmiyordu. Sadece biz vardık. Üstüne düşebileceğimiz, hayatımızı üstüne kurabileceğimiz sadece kendimiz vardık. Biz de yaşamak için onu pazarladık. Kendimizi teşhir ettik. Çünkü devir pazarlama devriydi. İşte bu yüzden bize çıplak nesil diyorlar.

X kuşağının zehirlenmiş olanları bizden daha şanslıydılar. Onların tüketim ve pazarlama anlayışı maddiyata yönelikti. Onlar için önemli olan evleri, oturma odaları, müzik setleri, arabaları, kol saatleri, ayakkabıları, giysileriydi. Bizim durumumuz daha da kötü. Çünkü bizim tüketim ve pazarlama anlayışımız tamamen kendimize yönelik. Artık biz sahip olduğumuz eşyaları değil kendimizi pazarlıyoruz. Emperyalist pazarı değil kendimizi tüketiyoruz. Çünkü biz interneti kullanıyoruz. Bu yüzden de çırılçıplağız.



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s