Bu Kadar Tesadüf Olmaz Arkadaş!

Seviyoruz duygusal olmayı, biz Türkler. Yabancılar da seviyordur belki ama onları bizim kadar tanımıyorum.

Evet, “Aşk Tesadüfleri Sever”i izledim. Bir ara kafamı kaldırıp –duygusal bir sahnede- etrafıma baktım. İnsanlar yanındaki kişinin başına omzunu koymuş, gözü yaşlı yaşlı bakıyorlardı perdeye. Duygulanmayı seviyoruz. Tamam, benim de oldu duygulandığım 1-2 sahne.

Neyse, filme dönelim. Zorlama bir filmdi arkadaş. İte-kaka gidiyor bence film. O kadar tesadüfü denk getireceğim diye biraz bokunu çıkarmışlar sanki. İnsanların nasıl daha fazla ağzına sıçabiliriz diye de her şey mümkündür diyerekten çok “uç” bir son yapmışlar. Sadece filmlerde olabilecek bir son. Filmin içeriğini anlatıp, spoiler da vermek istemediğimden daha fazla ayrıntıya giremiyorum.

Aslında bakmayın, bok atıyorum ama 4 kişi izlemeye gittiğimiz filmi en çok da beğenen ben oldum sanırım. İnsanlar, flashbackler ile dolu ilk yarıda çok sıkılırken ben merakla izliyordum. Flashbackleri sevmemle ilgili bir durum olabilir bu, “Lost” kafası mı bilmiyorum.

Esinlenme de var aslına bakarsanız. Biraz “Jeux d’enfants”. Bu da bizim başka bir problemimiz olsa gerek, farkında olaraktan veya olmayaraktan. Esinlenmek, uyarlamak. Türk mantığına yerleştirmek, bizim hassas olduğumuz şeyleri ön plana çıkarmak.

Yine filme dönmek gerekirse; her şey çok ortada, tahmin ediyorsunuz ne olacağını. Bazı şeyleri hemen farketmeseniz de, olması gerekenden 3-5 dakika önce dank ediyor kafanıza. Oyunculuk güzeldi ama Mehmet Günsür’ün devamlı ağzı kulaklarında duruşu beni biraz rahatsız etmedi değil –ki bu biraz kıskançlık olabilir-.

Sonuç, aslında hiç gelişme yaptım mı bilmiyorum ama.. muhtemelen beleş sinema biletlerim olmasa gitmezdim o filme. Ev sineması filmi çünkü; oturursun kız arkadaşınla, yorganın altında kahveni falan içerken -klasik- izlersin. Gerçi film iyi gişe yapmış. Bunun sebebi de yazının başında değindiğim “duygusallık” olsa gerek. Benden 10 yaş küçük kardeşim bile hüngür hüngür ağlamış filmde (ben de ağladım ama sonunda değil -hem, ben zaten duygusal bir insanım-).

Tam bir “Kör Göze Parmak Hikayesi” diyebiliriz.



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s