Anne! Hollywood bize bir şey anlatmaya çalışıyor!

Bırakın bir sinema eleştirmeni olmayı, bir film eleştirisi yazacak kadar bile, hakkında teknik bilgiye vakıf olmadığım bir konu sinema.  Filhakika bu asla sinemayı sevmediğim ve film izlemekten çok zevk almadığım anlamına gelmiyor. Gerçekten çok ağır sinefil dostlarım olduğundan “sinefil” demeyi de doğru bulmuyorum kendime. Uzun lafın kısası (uzatınca moderasyondan uyarı geliyor) film izlemeyi çok severim ve bol bol da izlerim. Velhasıl söyleyeceklerim sinema sanatı açısından tamamen naif izleyici yorumları olup aslında bir sinema eleştirisi bile değildir.

Bu sadece bir farkındalık ve rahatsızlık meselesi.

Uzun zamandır fark etmeye başladığım ve canımı sıkan bir durumdu bu. Ama bugün öyle güzel bir film izledim ki ve aynı huzursuzluğu yeniden öyle güçlü hissettim ki, madem dedim böyle bir platformumuz da var artık, ahkam keseyim.

“Ejderhanı Nasıl Eğitirsin?” isimli bir animasyon filmdi bu izlediğim. Cressida Cowell isimli bir İngiliz yazarın romanından yapılmış bir uyarlama senaryo aslında. Yazarın “Hiccup” serisinin ikinci romanı “How to Train Your Dragon?”

“En İyi Animasyon Film” OSCAR’ının da adaylarından bu yıl. İMDB puanı da 8.2.

Hikayesi gayet basit ve keyifli.

Önce ufak bir uyarı yapayım: Spoiler konusunda çok hassas bir insanım. Dolayısıyla müteakip metin asla spoiler içermemektedir lakin benim gibi “filmi izlemeden hikaye hakkında tek kelime bile bilmek istemiyorum” diyenlerdenseniz ‘ikinci bir emir’e kadar okumaya ara verebilirsiniz.

Hiccup tüm diğer Vikinglerin aksine cılız, sakar ve basiretsiz bir gençtir. Babası yaşadıkları Viking köyünün lideridir. Bu viking köyü ise vahşi ejderhalar tarafından mütemadiyen saldırıya uğrayan bir köydür. Köy halkının en büyük zevki ve statü belirleyici aktivitesi ise pek tabii ejderha avlamaktır. Yüzlerce yıldır ejderhalar ve Vikingler arasında aslında sebebi de belirsiz bir savaş süregelmektedir.

Hiccup ise ejderha avlamak üzerine hiçbir yeteneği olmaması sebebiyle bir türlü sosyalleşememekte ve bu yüzden sıkıntı içine girmektedir. Bir gün hasbel kader avladığı çok tehlikeli bir ejderhayı öldüremeyeceğini fark eder ve bu en tehlikeli ejderha türüyle arasında bir iletişim macerası başlar. Bu tecrübe ise bu iki ezeli düşman ırk arasında bile bir iletişim ve bağ kurulup kurulamayacağı hakkında çeşitli düşünceler oluşturmaya başlar Hiccup’da.  En spoilersız haliyle hikaye bu.

—-İKİNCİ BİR EMİR!—

Filmi izlerken hariklaude metaforlara kapılmamak elde değil.  Bütün dünya düzeni ve savaşlar, halkların ve ırkların sebepsiz düşmanlığı ve iletişimle anlayışın muazzam “bir”leştirici gücü çok güçlü, sade ve keyifli bir anlatımla su gibi akıcı bir şekilde gözler önüne serilmiş.

Hatta (burada ufacık bir spoiler mevcut) Hiccup’la babası arasında geçen şu dialog size çok tanıdık gelebilir:

Baba: Onlar bizim yüzlerce insanımızı öldürdü!

Hiccup: Biz de onların binlercesini öldürdük!

Ee, o zaman sorun ne? Ne güzel işte.

Sorun şu: “İyi de şimdi ne değişti?”

Okuduğumuzdan ne anladık?

Türkiye, Ortadoğu, Afrika, A.B.D., vs , vs, vs…

Dünyanın her yerinde daha büyük bir gücün çıkarları uğruna sebepsiz yere birbirine nefret beslemiş ve hunharca yıllarca birbirini katletmiş onlarca halk mevcut. Aslında hepsi insan. Oturup karşılıklı konuştuğu zaman birbirlerini sevebilecek, birbirlerine güvenebilecek, birlikte daha büyük ve tehlikeli şeylere kafa tutabilecek potansiyelde insanlar hem de… Ama aralarına örülmüş yapay, riyakar bir “tehdit” duvarı, şartlandırılmış bir “tut oğlum” refleksi bırakın karşısındakini sevmeyi, tanıma şansı vermeye tenezzül etmekten bile korkar hale getiriyor herkesi.

İşte bazı zeki adamlar da çıkıp bu sıkıcı cümleleri böyle keyifli filmlere, hikayelere, şarkılara çevirebiliyor.

Çevirebiliyor da ne oluyor?

Bu filmi izledikten sonra eminim herkes Hiccup’ı ve Toothless’ı çok sevecek. Vikinglere kızacak vs, vs…

Avatar’ı izlediğimizde de hepimiz hippi kesilmedik mi?

Vendetta’dan, Dark Knight’tan çıkınca da Anarşisttik hepimiz. Tıpkı Fight Club’da da olduğu gibi…

Hotel Rwanda’yı izleyip birer barış güvercinine dönüştük.

Nedendir bilemiyorum ama onca yıldır Amerikan propagandasının en güçlü silahı olmuş olan Hollywood bu günlerde bir “John Lennon – İmagine” maskesine bürünmüş caka satıyor. Aslında çok basit bir açıklaması da var elbet. “Yaşasın Amerikan ordusu”, “Büyüksün emperyalizm” nidalardından gına gelen halk bu filmlere ilgisini yitirince Hollywood da parayı yeni trend olan bu dünya düzenini eleştiren senaryolara kaydırdı. E böylece anti-emperyalist senaristlere ,yönetmenlere gün doğdu. Biz de izleyip gaza geldik. “Evet yaa kardeşiz aslında. Aslında bütün doğa, insanlar, halklar falan hepsi bir bütün,” diye çıktık salonlardan. Çıktık da ne oldu?

Hiçbir şey!

Gişeleri milyar dolarları bulan bu filmleri izleyen milyonlarca insan bir anda aydınlandıysa neden hala kendi ülkesindeki tıpatıp problemlerle bağlantısını kuramıyor bu güzelim yapıtların.

Zaten bunun böyle olacağı da çok açık olmasaydı, eğer gerçekten bu filmleri izleyip halkların bilinçleneceği ve ayaklanacağı düşünülseydi kimse bu yapıtların böylesi ilgi görmesine de müsade etmezdi.

Sorun şu ki Hollywood bize bir şey anlatmaya çalışıyor da biz pek anlamıyoruz.

Sorun şu ki Hollywood bize başka bir şey anlatmaya çalışıyor: “İnsanlar bu filmlerden sonuçlar çıkarabilecek olsaydı bunları yapabiliyor olmazdık.”

Benim bu yazıyı yazmamdaki sebep de eğer bu güzelim filmleri izleyip “ay ne güzel efektler”, “aman tanrım ne duygusal sahne,” “ay ne sevimli” diye izleyen olduysa en azından bir kez de bu gözle izlesin ve kendi kültürüne, kendi politikasına bir de bu filmlerin penceresinden baksın.

Diyor ve sözlerimi John Lennon’ın unutulmaz dizeleri ile noktalıyorum:

“You may say that I’m a dreamer
But I’m not the only one
I hope someday you’ll join us
And the world will be as one”

Moderasyona Not: Yine cozuttum, yine uzattım, farkındayım. Zamanla kısa yazmayı da öğreneceğim. O zaman sana olan sözümü de Pascal’dan bir alıntı ileaööaöeeah!

Tamam!



Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s